Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
$6.00 Welcome Survey After Free Registration!
Google

Türkiye-Rusya İlişkileri ve Bölgenin Geleceği

_0219_m Türkiye-Rusya ilişkilerinin iktisadi ve siyasi olarak geliştirilmesi sadece iki ülkenin çıkarları bakımından değil aynı zamanda,
— Arap ülkeleri ve İran gibi bölge ülkelerinin çıkarları ve
— Küresel dengeler bakımından da büyük önem taşımaktadır.
Bu sonucun doğmasına yol açan nedenlerin başında ise ABD ve Avrupa Birliği´nin soğuk savaş sonrasında Ortadoğu ve Asya´ya yönelik yeni politikalarının getirdiği küresel sakıncalar gelmektedir.
Bu yeni politikalar başta Arap ülkeleri, İran, Türkiye ve Rusya olmak üzere bölge ülkelerine karşı, Batı kapitalizminin Egemenliğini öngören politikalardır.
ABD ve Avrupa Birliği´nin soğuk Savaş sonrasında Yugoslavya, Balkanlar, Kafkasya, Filistin, Kuveyt Krizi, Afganistan ve Irak´ın işgali konularında izledikleri politikalar bölge ülkelerinin aleyhine başlatılan sürecin ilk safhasını oluşturdu. Bu sürecin engellenmesinde Türkiye-Rusya işbirliğinin geliştirilmesi çok önemlidir.
2002 yılının Ocak ayında Ecevit hükümeti tarafından ilk adımı atılan bu işbirliğinin engellenmesi için Ecevit hükümeti düşürülmüştür. Batı´ya bağımlılığı baştan kabul eden yönetimler desteklenmiştir. Son olarak da Putin ´in gelişinin aralayabileceği bazı işbirliği kanallarından korkularak Çeçen teröristler kullanılmıştır.
Batı emperyalizmi Araplara, Türkiye´ye ve İran´a karşı Kürtleri, Rusya´ya karşı Çeçenleri, Çin´e karşı da Uygurları bir maşa gibi kullanarak iç istikrarsızlık yaratarak kapitalizmin bölgedeki egemenliğini sağlamak istiyor.
ABD ve AB´nin en korktuğu şey ise bölge ülkeleri arasında iktisadi ve siyasi işbirliğinin gelişmesidir. Bu olasılığı engellemek için etnik ve dini ayrımcılık ve terörizm ABD ve AB´nin büyük devletleri tarafından etkin bir biçimde kullanılıyor.

TÜRKİYE İÇİN ANLAMI

Ancak 1990´dan sonra ABD ve AB´nin dünya üzerinde mutlak iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel egemenlik kurma planları bölgesel işbirliğine karşı etnik ve dini ayrımcılığın terör düzeyine çıkarılarak kullanımı yaygınlaşmıştır. Yugoslavya´nın parçalanması, Endonezya´nın bölünmesi, Irak´ın bölünmesi sonrasında Suriye, İran, Türkiye ve diğer bölge ülkelerine yönelik operasyonların altyapısının hazırlanmaya başlaması, Türkiye-Rusya ilişkilerinin geliştirilmesini daha da vazgeçilmez hale getirdi.
Türkiye ve Rusya´nın aralarında işbirliği yapmalarında esas önemli olan şey her iki ülkenin de ´´Batı´nın karşısına aldığı bölge ülkeleri´´ olmalarıdır. Türkiye için konunun önceliği daha da büyüktür. Çünkü Rusya halen Çin, Hindistan, İran gibi Asya ülkeleri ile stratejik işbirliği yaparak Batı ile ilişkilerini normalleştirmiş ve dengelemiştir.
Ayrıca nükleer güce sahip büyük ölçekli bir ülkedir. Bütün bunlara, ´´Almanya ile taktik sebeplere dayanmış olsa bile´´ Amerika´ya karşı yürüttüğü işbirliği de eklenmelidir. Bu dengede eksik olan halka, Türkiye´dir.
Öte yandan Türkiye soğuk savaş sonrasında ABD ve AB´nin önde gelen hedefi haline sokuldu. Kuzey Irak´ta oluşturulan Amerikan-İngiliz güdümündeki yönetim, Güneydoğu Anadolu ile bütünleştirilmek istenmektedir. Türkiye´nin iç dengelerinde Batı´nın yarattığı kaygan zemin, Türkiye-Batı ilişkilerini tek yanlı ve dengesiz bir yapıya doğru hızla sürükledi.
Bu dengesizlik ancak Türkiye-Rusya iktisadi, siyasi ve askeri ilişkilerinin geliştirilmesi ile giderilebilir. Türkiye´yi hedef alan Batı çevrelerinin Türkiye´deki uzantıları, ´´7 Mart 2002´de MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç´ ýn savunduğu denge politikalarına, bu nedenle karşı çıkmışlardır´´. Türkiye ve Rusya genelkurmay başkanlarının 14 Ocak 2002´de imzaladıkları çerçeve anlaşması, ´´Türkiye için denge politikalarının kapısını aralayan bir projeydi´´ . Bunun ardından 7 Mart 2002´de gelen ´´denge arayışına yönelik destekler´´ , emperyal güçleri harekete geçirdi ve Ecevit hükümeti düşürüldü.
Ayno sabotaj Eylül 2004 içinde de yapıldı ve Putin´in gelişi engellendi. Onun yerine Verheugen Türkiye´ye gelerek ´´Batı´nın Güneydoğu Anadolu projesinin´´ yürüdüğünü gösterdi. Verheugen, Leyla Zana ´yı ve Fener Patriği´ni öperken İs
tanbul Borsası tavana vurdu!
Türkiye-Rusya ilişkilerinin geliştirilmesi, Türkiye´nin Batı ile ilişkilerini normalleştirmesinin tek yoludur. Sadece Türkiye´nin değil, Arap ülkeleri ve İran´ın da geleceği bakımından büyük önem taşımaktadır.
Aksi halde bütün bölge ülkelerinin kaderi Yugoslavya´nın ve Endonezya´nın sürüklendiği sondan farklı olmayacaktır.



Prof.Dr.Erol MANİSALI

Yorum ekle

<< Ana sayfa